OKÇULUK



Sizlere okçuluk sporu hakkında kısa bir bilgi vereceğim. Okçuluk, biz Türklerin ata sporu olarak yaptıkları bir branştır. Fakat günümüzde son zamanlarda ün kazanmıştır. Okçuluk, ilk kez 1904 yılında Yaz Olimpiyatlarında olimpik programa alınmıştır. 1972’den beri de aralıksız olarak programlarda yer alır.


Okçuluk, Geleneksel ve Modern olarak 2 kategoride yapılır. 2018 yılına kadar Türkiye Okçuluk Federasyonu (TOF) ile Klasik yayda yarışmalar düzenlenirken 2018 yılında Türkiye Geleneksel Okçuluk Federasyonu (TGOF) açılarak Geleneksel ile Modern okçuluk ayrılmıştır. Bu iki türünde yay şekillerinden, hedef tahtalarına kadar, hatta tutuş şekilleri dahi farklıdır. Geleneksel okçulukta Mandal Tutuş dediğimiz Türk tutuşu olarak bilinen, oku sabitleyecek şekilde tutarak yapılırken; Modern okçulukta parmaklar oka değmeyecek, ok yuvasında serbest kalacak şekilde yerleştirilir. Okun konulduğu yer Geleneksel okçulukta “Tirkeş” iken Modern okçulukta “Sadak” tır. Modern okçulukta nişan alabileceğimiz bir nişangah varken Geleneksel okçulukta bu yoktur serbest bir şekilde ok atılır. Modern okçulukta olimpik yarışmalarda en fazla 70 metreye atılırken, Geleneksel okçulukta 90 metredir. Ama menzil atışlarında bu mesafe sınırsızdır. (Osmanlı’da en uzun mesafe atışı 846 metredir.) Geleneksel okçulukta yay ve oklar adı gibi gelenekseldir. Yay tek parçadır, kemankeş, sadece kirişi takarak yayını kurar. Okları ahşaptan yapılır ve ok yapımı öğrenilip herkes tarafından yapılabilirken; yay, ustaları tarafından yapılır. Yarış oku ve antrenman oku farklıdır. (Temrenleri farklıdır.) Modern okçulukta oklar 2 çeşittir. Antrenmanda kullanılan oklar karbon oklardır. İlk öğrenimde bu oklar kullanılır fakat bu oklar açık havada kullanımı zordur. Hafif oldukları için rüzgâr esmesine dayanıksızdır. Yarışma okları alüminyumdan yapılır. Okçulukta yay kabzadan tutulur (yayın tam ortasındaki alan). Oku insan gibi düşünerek 5 bölüme ayırabiliriz; baş, boyun, gövde, bacak ve ayaktır. Baş, temren kısmıdır okun hedefe gireceği sivri yerdir. Boyun temrenin hemen altıdır. Ok atıldığında hedeften çıkartmak için boyundan tutulur. Gövde, okun uzunluğunu belirler. Bacak, tüylerin takılı olduğu yerdir. 3 tane tüyden oluşur. Horoz denilen tüy geleneksel okçulukta yukarı bakarken modern okçulukta dışarı yana doğru bakar. Ayak dediğimiz yer ise gezdir. Okun kirişe takıldığı yerdir.


Okçuluk, diğer branşlar gibi çok efor gerektirmeyen bir spor gibi gözükse de öyle değildir. Durağan bir spor olarak bilinir. Fakat o durağanlıkta titrememek için öncesinde bir kondisyon eğitimi alınır. Bu eğitime koşu da girmektedir. Bir kemankeş (okçu) ok atarken heyecan ile hızlanan kalbini kontrol edebilmelidir ve bu yüzden antrenmanlarda koşu yaptıktan sonra ok attırılmalıdır. Bir okçunun kol ve sırt kası kadar bacak kasları da kuvvetli olmalıdır. Bir kişi ok atarken; nefes kontrolünü yapmalı, odaklanmalı, acele etmemeli aynı zaman da vakit de kaybetmemelidir. Okçuluk sporu duruş bozukluğuna iyi geldiği gibi dikkat bozukluğuna da iyi gelir.

Amine KIRIŞTI



79 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör

ALBAYIN HESABI

TAEKWONDO